
GALERİ İÇİN TIKLAYIN
24 Nisan 1915″de 200″den fazla Ermeni aydını ve toplum önderinin İstanbul’da gözaltına alınıp çoğunun kaybedilmesile başlayan devlet politikası, 80′lerin başında metropollerde kolluk kuvvetleri tarafından gözaltına alınıp kaybetmelere, 90′lı yıllarda ise yerini Kürt coğrafyasında Kürt gazeteci, insan haklan savunucusu ve aktivistlerin, Kürt vatandaşların kimi zaman tek başına kimi zaman toplu olarak kaybedilmelerine bıraktı.
Devletin kurduğu Jitem. Hizbul kontra gibi devletin dışındaymış gibi görünen fakat fınansal ve yapısal gücünü devlette nan para-militer güçler insanları kaybetti ve katletti. Bu uygulamalara karşı çıkmak. devlet eliyle yaratılan korku duvarını aşmak ve gözaltında kaybedilenlerin hesabını sormak için 27 Mayıs 1995 tarihinde Galatasaray Lisesi’nin önünde toplanmaya başlayan kayıp yakınları ve insan hakları savunucuları her Cumartesi sessiz çığlıklarını atmaya 17 yıldır devam ediyorlar.
Yakınlarının akıbetini öğrenmek, işkenceci ve katilleri yargılatmak için yıllardır mücadele veren kayıp yakınlarının çabası şimdiye dek sonuçsuz kaldı. Özgür ve adıl bir geleceğin kurulması ancak geçmişin hesabı sorularak ve devletin de toplumun da geçmişle yüzleşmesi ile mümkün. Bu yüzleşmeyi ve de ölülerini usulüne göre gömmeyi uzun zamandır bekleyen kayıp yakınlarının acısı her geçen gün artıyor ve geçen zaman kaybın ardından hissedilen acıyı arttırıyor.
Kayıp ailelerinin mücadelesini daha görünür kılmak, toplumsal hafızaya küçük de olsa bir katkı sunmak için fotoğraf sanatçısı Veysi Altay’ın İstanbul. Diyarbakır. Batman ve Cizre’de çektiği fotoğraflarla hazırladığı ve değerli yazarların, sanatçıların, fikir insanlarının ve kayıp ailelerinin de yazılarını, hikâyelerini içeren “Kaybolan Biz. Em en U’enda” adlı kitap çalışmasını yayımlandı.